X
app icon
Fussilet Vakfı
İyilikte Yarışmak İçin
İNDİR

En’am Suresi Türkçe Meali

1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

2. O öyle bir Rabdır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra bir ecel tayin etmiştir. Belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.

3. Hâlbuki O, göklerde de Allah’tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.

4. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.

5. Nitekim hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

6. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.

7. Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.

8. Bir de dediler ki: “Ona bir melek indirilse ya!” Eğer bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı.

9. Eğer onu bir melek kılsaydık yine onu bir adam yapardık ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.

10. Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da, onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.

11. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.”

12. De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir? Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

13. Geceleyin ve gündüzün yaşayıp barınan ne varsa hepsi onundur. O her şeyi işitendir, bilendir.

14. De ki: “Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. O yedirir, ama yedirilmez.” De ki: “Bana, teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma denildi.”

15. De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün azabından korkarım.”

16. O gün kimden azap giderilirse, kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte bu apaçık kurtuluştur.

17. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O’ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

18. O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla haberdardır.

19. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”

20. Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

21. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan, ya da O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez.

22. Onları tümüyle toplayıp da Allah’a ortak koşanlara, “Nerede, ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla.

23. Sonunda onların mazeretleri, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır.

24. Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi.

25. İçlerinden, seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına ağırlık koyarız. Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler.

26. Onlar başkalarını ondan alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helâk ediyorlar.

27. Ateşin karşısında durduruldukları vakit hâllerini bir görsen! “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de “Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” derler.

28. Hayır, daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü. Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.

29. Ve dediler ki: “Bu dünyada yaşayışımızdan başka bir yaşama yok bize. Ve biz tekrar dirilecek de değiliz.”

30. Rablerinin huzurunda durduruldukları vakit onları bir görsen! Allah diyecek ki: “Nasıl, şu gerçek değil miymiş? Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. Allah, “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.

31. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat gelip çatınca, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize!” diyecekler. Sırtlarında da günahlarını taşırlar. Dikkat edin, taşıdıkları şey ne kötüdür.

32. Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

33. Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.

34. Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da, onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.

35. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma.

36. Ancak dinleyenler daveti kabul eder. Ölüleri ise Allah diriltir. Sonra da hepsi O’na döndürülürler.

37. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” De ki: “Şüphesiz Allah’ın, bir mucize indirmeye gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor.”

38. Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.

39. Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.

40. De ki: “Söyleyin bakalım, acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız?” Eğer doğru sözlüler iseniz söyleyin!

41. Hayır! Yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.

42. Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

43. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya! Fakat kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

44. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

45. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

46. De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?

47. De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”

48. Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

49. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır.

50. De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?”

51. Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla uyar. Onlar için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Umulur ki sakınırlar.

52. Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.

53. Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?

54. Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse, O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

55. Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

56. De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. O takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.”

57. De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”

58. De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.

59. Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

60. O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.

61. O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.

62. Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.

63. De ki: “Karanın ve denizlerin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bizi bundan kurtarırsa, andolsun şükredenlerden olacağız” diye gizlice O’na yalvarır yakarırsınız.

64. De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.”

65. De ki: “O, size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeye ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.

66. O hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil değilim.”

67. Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. Yakında bileceksiniz.

68. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra, o zalimler grubu ile beraber oturma.

69. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.

70. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. Her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

71. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları hâlde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi olalım?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu.”

72. Bir de, bize, “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.

73. O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. “Ol!” dediği gün her şey oluverir. O’nun sözü gerçektir. Sur’a üflendiği gün de mülk O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla haberdardır.

74. Hani İbrahim, babası Azer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

75. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

76. Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.

77. Ayı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.

78. Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca, “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.

79. “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

80. Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?”

81. “Allah’a koştuğunuz ortaklardan nasıl korkarım? Oysa siz, Allah’ın, hakkında size hiçbir bir delil indirmediği bir şeyi O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz. Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.”

82. İman edip de imanlarına zulmü bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.

83. İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

84. Biz ona İshak’ı ve Yâkup’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

85. Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı, İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi.

86. İsmail’i, Elyasa’yı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.

87. Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik.

88. İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti.

89. Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar bunları tanımayıp inkâr ederlerse, biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.

90. İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O, bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.”

91. Onlar Allah’ı gereği gibi tanıyamadılar. Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. De ki: “Mûsâ‘nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz onu parça parça kâğıtlar hâline getirip gösteriyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediği pek çok şey de size onunla öğretildi.” Sen “Allah” de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynaya dursunlar.

92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, şehirlerin anası ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.

93. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen kimseden daha zalim kimdir? Ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı zaman hâllerini bir görsen! Melekler ellerini uzatmış, “Haydi, çıkarın canlarınızı” derler. “Bugün aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacağınız gündür. Çünkü Allah hakkında doğru olmayan şeyler söylüyor ve O’nun âyetlerine karşı büyüklük taslıyordunuz.”

94. Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.

95. Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur! Peki nasıl çevriliyorsunuz?

96. O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir.

97. O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.

98. O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.

99. O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -Hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız; birbirine benzer ve birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için ibretler vardır.

100. Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir.

101. O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

102. İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekildir.

103. Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

105. Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, “Sen iyi ders almışsın” desinler de biz de anlayan bir toplum için onu iyice açıklayalım.

106. Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir.

107. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

108. Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

109. Eğer kendilerine bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”

110. Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.

111. Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

112. İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

113. Bir de, ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye.

114. “Size kitabı açıklanmış olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde, sakın şüphecilerden olma.

115. Rabbinin kelimesi doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

116. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.

117. Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir.

118. Artık, üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. Eğer O’nun âyetlerine iman ediyorsanız.

119. Üzerine Allah’ın adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.

120. Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.

121. Üzerine Allah adı anılmayanlardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.

122. Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.

123. İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmazlar.

124. Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekarlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.

125. Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü sanki göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, iman etmeyenler üzerine pisliği işte böyle atıverir.

126. Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.

127. Rableri katında selam yurdu onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.

128. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık.” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

129. İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.

130. “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran elçiler gelmedi mi? Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.

131. Bu, Allah’ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir.

132. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.

133. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. 

134. Şüphesiz size vaadedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

135. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler.”

136. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca; şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. Ne kötü hükmediyorlar!

137. Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.

138. Bir de dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. Şunlar da binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.

139. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır.” Eğer ölü olursa, o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

140. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir.

141. O, çardaklı ve çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı birbirine benzer ve birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını verin. Fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

142. Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

143. O, sekiz eşi de yaratandır: Koyundan iki, keçiden de iki. De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunanları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana ilimle haber verin.”

144. Yine deveden iki, sığırdan da iki. De ki: İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunanları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

145. De ki: “Bana vahyolunanda, bu haram dediklerinizi yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut domuz eti -ki o pistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa başka. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yemek zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, iç yağlarını onlara haram kıldık, yalnız sırtlarının, yahut bağırsaklarının taşıdığı, ya da kemiğe karışan yağlar bunun dışındadır. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

147. Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Suçlu bir toplumdan O’nun azabı geri çevrilmez.”

148. Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

149. De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”

150. De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin.” Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.

151. De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.”

152. Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.

153. İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.

154. Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Mûsâ’ya kitabı verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler.

155. Bu da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

156. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz;”

157. Yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.

158. Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye imanı fayda vermez. De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.”

159. Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra O, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

160. Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.

161. De ki: “Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”

162. De ki: “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

163. “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.”

164. De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.”

165. O, sizi yeryüzünde halifeler yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Fussilet Kur’an-ı Anlama, Anlatma ve Yardım Vakfı Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesine İlişkin Aydınlatma Metni

1. Veri Sorumlusu

Kişisel Verilerin İşlenmesine Yönelik Aydınlatma Metni (“Aydınlatma Metni”) ile Fussilet Kur’an-ı Anlama, Anlatma ve Yardım Vakfı (“Vakıf”) olarak, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) uyarınca, Veri Sorumlusu sıfatıyla, sizi KVKK kapsamındaki aydınlatma yükümlülüğümüz çerçevesinde bilgilendirmek isteriz.

KVKK Kapsamında kişisel veri kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi (“Kişisel Veri”) ve bunun bir özel türü olan özel nitelikli kişisel veri ise, ırk, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançlar, kılık ve kıyafet, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlık, cinsel hayat, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri (“Özel Nitelikli Kişisel Veri”) ifade eder. Bu kapsamda Kişisel Veri tanımı Özel Nitelikli Kişisel Verilerinizi de kapsamaktadır.

İşbu metin çerçevesinde Vakıf’dan hiçbir maddi kazanç amacı gütmeden etkinlik ve destek (iletişim, kaynak, ofis, proje) alanlarında yardımda bulunan kişiler gönüllülerimiz olarak değerlendirilmektedir ve bu metinle gönüllülerimizi ve gönüllü adaylarımızı aydınlatmayı amaçlamaktayız.

2. Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve İşlemenin Hukuki Sebepleri

Kişisel verileriniz, Vakıf’la ile yaptığınız işlemlerle bağlantılı olarak ve aşağıda Bölüm 4’te belirtilen amaç ve kapsamda, otomatik veya otomatik olmayan yollarla, sözlü, yazılı veya elektronik şekilde ve aşağıdaki yöntemler vasıtasıyla toplanmaktadır.

  1. Vakıf’ın, kamusal alanlar ve diğer ortamlarda açmış olduğu stantlarda kurulan iletişim,
  2. Vakıf resmi internet sitesi üzerinden online olarak yapmış olduğunuz başvurular,
  3. İnternet sitesi ziyaretleriniz, sizi tanımak için kullanılan çerezler,
  4. Sosyal medya kanalları, Youtube, Google, vb. arama motorlarının kullanımı,
  5. Tarafınızca doldurulan gönüllü adayı bilgi formu ve/veya gönüllü taahhütnamesi

Kişisel Verileriniz işlenmesine ilişkin hukuki sebepler aşağıdaki gibidir:

  1. Açık rızanızın bulunması,
  2. Kanunlarda açıkça öngörülmesi,
  3. Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla ilgili olarak kişisel veri işlenmesi,
  4. İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması,
  5. Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ve
  6. Sizlerin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, meşru menfaatlerimiz için zorunlu olması.

Özel Nitelikli Kişisel Verileriniz bakımından işlemeye ilişkin hukuki sebep, açık rızanızın mevcut olmasıdır.

3. Toplanan Bilgiler

Sizden topladığımız kişisel veriler (adınız, soyadınız, T.C. kimlik numaranız, iletişim bilgileriniz, çalışma ve eğitim hayatı bilgileriniz, medeni durum bilgileriniz dahil olmak üzere ancak bunlarla sınırlı olmaksızın), aşağıda Bölüm 4'te belirtilen işleme amaçlarımızla orantılıdır.

4. Kişisel Verilerin Hangi Amaçla İşleneceği

Kişisel Verileriniz aşağıdaki amaçlar dahilinde açık rızanıza binaen veya hukuken izin verilen diğer hallerde Vakıf tarafından işlenmektedir:

  1. Vakfın faaliyetleri hakkında bilgi vermek
  2. Vakfın tanıtımı ve eğitim amacıyla vakfa davetinizi yapmak
  3. Üstleneceğiniz görevlerin düzenlenmesi ve görevlere ilişkin bilgilendirme yapmak
  4. Eğitim hizmetleri dışında vereceğiniz gönüllülük faaliyetlerine ilişkin değerlendirme yapmak
  5. Boş iş pozisyonları veya vakıf faaliyetlerini duyurabilmek
  6. Vakfın faaliyetleri çerçevesinde konaklamanızı ve emniyetinizi sağlamak
  7. Sosyal medyada gönüllü hikayelerini paylaşmak
  8. Yasal yükümlülüklerin ve idari yetkili kurumların taleplerinin yerine getirilmesi amaçlı kayıtları tutmak
  9. Sizleri yeterlilik ve güvenlik açısından değerlendirebilmek
  10. Vakıf’ın toplum üzerinde yaratmış olduğu sosyal etkiyi ölçebilmek

5. Kişisel Verilerin Kimlere ve Hangi Amaçla Aktarılabileceği

Vakıf, Kişisel Verilerinizi, açık rızanıza binaen veya hukuken izin verilen diğer hallerde (ve Madde 4’te belirtilen amaçlar çerçevesinde) yurtiçinde ve yurtdışında bulunan depolama, arşivleme, bilişim teknolojileri desteği (hosting, bulut bilişim, e- posta ve diğer) veren kuruluşlar, işbirliği yapılan ve/veya hizmet alınan sigorta ve konaklama şirketleri, hukuk ve benzeri alanlarda destek alınan danışmanlık firmaları ve Vakıf’ın faaliyetleri ile ilgili sair alanlarda destek üçüncü kişilere (SMS ve e-posta gönderimi, CRM sistem desteği vb.) ve belirlenen amaçlarla aktarımın gerekli olduğu diğer üçüncü kişilere, iş ortaklarımıza ve yetkili kurum ve kuruluşlara (yurt içinde veya yurtdışına) aktarılabilmektedir ve/veya erişme açabilmektedir.

6. Kişisel Veri Sahibinin KVKK Madde 11 Kapsamındaki Hakları

Kişisel veri sahibi olarak dilediğiniz zaman KVKK’nın 11. Maddesi uyarınca aşağıda belirtilen haklarınızı veri sorumlusu olan Vakıf’dan talep edebilirsiniz.

Bu kapsamda sahip olduğunuz haklar aşağıdaki şekildedir:

  1. Kişisel verilerin işlenip işlenmediğini öğrenme,
  2. Kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
  3. Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
  4. Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
  5. Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu çerçevede yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini talep etme,
  6. KVKK’ya ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca bu verilerin 30 (otuz) gün içerisinde silinmesini, yok edilmesini veya anonim hale getirilmesini ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
  7. İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
  8. Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğranması hâlinde zararın giderilmesini talep etme.

Yukarıda belirtilen talepler yazılı olarak veya Kişisel Verileri Koruma Kurulu (‘’Kurul’’) tarafından belirlenecek diğer yöntemlerle veri sorumlusu olarak Vakıf’a iletilecektir.

Bu kapsamda, yukarıdaki haklarınıza ilişkin talebinizi aşağıda verilen ve zaman zaman değişebilecek olan e-posta adresimize, kayıtlı elektronik posta (KEP) adresiniz vasıtasıyla, güvenli elektronik imzalı, mobil imzalı ya da tarafınızca Vakfa daha önce bildirilen ve Vakfın sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresinizi kullanmak suretiyle (kimliğinizi tespit edici belgeleri ekleyerek) veya yine aşağıda yer alan ve zaman zaman değişebilecek olan posta adresimize kimliğinizi tespit edici belgeler ile ıslak imzalı bir dilekçe ile elden teslim edebilir ya da noter aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Kişisel veri sahibi olarak sahip olduğunuz ve yukarıda belirtilen haklarınızı kullanmak için yapacağınız ve kullanmayı talep ettiğiniz hakka ilişkin açıklamaları içeren başvuruda; talep ettiğiniz hususun açık ve anlaşılır olması, talep ettiğiniz konunun şahsınız ile ilgili olması veya başkası adına hareket ediyorsanız bu konuda özel olarak yetkili olmanız ve bu yetkinin belgelendirilmesi, başvurunun kimlik ve adres bilgilerinizi içermesi gerekmektedir.

Vakıf başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde (bir maliyeti olmaması halinde) ücretsiz olarak sonuçlandırır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenecek olan tarifedeki ücret alınabilir. Başvurulara verilecek cevapların 10 (on) sayfayı aşması halinde, her sayfa için 1,00 (bir)TL işlem ücreti alınacaktır. Cevabın CD, flash bellek gibi kayıt ortamında verilmesinin istenmesi halinde, istenen kayıt ortamının maliyetine göre ücret talep edilecektir.

Veri Sorumlusu : Fussilet Kur’an-ı Anlama, Anlatma ve Yardım Vakfı
Posta adresi : Merkez Mah. Firuze Sok. S-Blok No:5 Kat:4 D:79 PK:34406 Dap Vadisi, Kağıthane / İstanbul
E-posta adresi : info@fussiletvakfi.org

Fussilet Kur’an-ı Anlama, Anlatma ve Yardım Vakfı Lighting Text Regarding Protection and Processing of Personal Data

1. Data Responsible

In the capacity of Data Responsible, in accordance with the Law No. 6698 on the Protection of Personal Data (“PPD”) as the Lighting Text for the Processing of Personal Data (“The Text of Lighting”) and the Fussilet Kura’anı Anlama, Anlatma ve Yardım Vakfı (“Foundation”). We would like to inform you within the framework of our lighting obligation under the PPD.

If the personal data identity within the scope of PPD is any personal information (“Personal Data”) that is specific or identifiable, and if it is a special type of personal quality, race, ethnicity, political thought, philosophical belief, religion, sect or other beliefs, It refers to data on disguise and clothing, association, foundation or union membership, health, sexual life, criminal conviction and security measures, as well as biometric and genetic data (“Special Qualified Personal Data”). In this context, the definition of Personal Data includes your Personal Data with Special Qualifications.

Within the context of this text, people who provide assistance in the fields of activity and support (communication, resource, office, project) without any financial gain are considered as our volunteers and we aim to enlighten our volunteers and candidates with this text.

2. Collection Method of Personal Data and Legal Reasons for Processing

Your personal data is collected in connection with your transactions with the foundation and in the purpose and scope specified in section 4 below, either automatically or non-automatically, verbally, in writing or electronically, and by the following methods.

  1. The communication established at the stands opened by the foundation in public spaces and other environments,
  2. Applications you have made online through the official website of the foundation,
  3. Your website visits, cookies used to recognize you,
  4. Social media channels, Youtube, Google, etc. use of search engines,
  5. Volunteer candidate information form and / or voluntary commitment completed by you.

Legal reasons for processing your Personal Data are as follows:

  1. You have clear consent,
  2. To be clearly prescribed in laws,
  3. Processing personal data related to the establishment or performance of a contract,
  4. The person concerned has been made public by himself,
  5. Data processing is mandatory for the establishment, use or protection of a right,
  6. It is mandatory for our legitimate interests, provided that it does not harm your fundamental rights and freedoms.

The legal reason for processing in terms of your Special Qualified Personal Data is that your express consent exists.

3. Information Collected

The personal data we collect from you (including but not limited to your name, surname, T.R. ID number, contact information, work and education information, marital status information) is proportional to our processing purposes set out in section 4 below.

4. For What Purpose The Personal Data Will Be Processed

Your Personal Data is processed by the foundation for your explicit consent, or in other cases permitted by law, for the following purposes:

  1. To give information about the activities of the foundation,
  2. To make your invitation to the foundation for the purpose of promotion and education,
  3. Organizing the tasks you will undertake and giving information about the tasks,
  4. To evaluate the volunteering activities that you will provide outside of education services.
  5. Announcing vacant job positions or foundation activities,
  6. To ensure your accommodation and safety within the framework of the foundation’s activities,
  7. Sharing volunteer stories on social media,
  8. Keeping records to fulfill legal obligations and demands of administrative authorities,
  9. To evaluate you in terms of competence and security.
  10. To measure the social impact of the foundation on society.

5. To Whom and For What Purpose The Personal Data Can Be Transferred

Organizations that provide storage, archiving, information technology support (hosting, cloud computing, e-mail and other) at home and abroad, in accordance with your explicit consent or other legally permitted (and within the framework of the objectives stated in Article 4), Support to third parties (SMS and e-mail sending, CRM system support, etc.) and transfer for the specified purposes, in cooperation with the insurance and accommodation companies, consultancy firms in law and similar areas, and other areas related to the activities of the foundation. It can be transferred to other third parties, business partners and authorized institutions and organizations (at home or abroad) and or open access.

6. Rights of Personal Data Owner Under Article 11 of PPD

As a personal data owner, you can request your rights stated below from the foundation, which is the data controller, in accordance with Article 11 of PPD.

The rights you have in this context are as follows;

  1. Learning whether personal data is processed or not,
  2. Requesting information about this if personal data has been processed,
  3. Learning the purpose of processing personal data and whether it is used in accordance with its purpose,
  4. To know the third parties to whom personal data are transferred domestically or abroad,
  5. In the event that personal data are incomplete or incorrectly processed, to request their correction and to request notification of the transaction made within this framework to third parties to whom personal data is transferred,
  6. In accordance with the provisions of the Regulation on the Deletion, Destruction or Anonymization of Personal Data in the event that the reasons requiring its processing are eliminated, although it has been processed in accordance with PPD and other relevant legal provisions, this data will be deleted, destroyed or anonymous within 30 (thirty) days. Requesting that the transaction made in this context be notified to the third parties to whom the personal data is transferred,
  7. To object to the emergence of a result against the person by analyzing the processed data exclusively through automated systems,
  8. Requesting the removal of the damage in case the personal data is damaged due to illegal processing of the data.

The above-mentioned requests will be forwarded to the foundation in writing or as a data controller by other methods to be determined by the Personal Data Protection Board (”Board”).

In this context, you can use your e-mail address with your secure e-mail, mobile signature, or previously notified to the foundation and registered in the system of the foundation through our registered e-mail address, which you may change from time to time, your request regarding your above rights. You can deliver it by hand (by adding documents that identify you) or by handing it with a wet signed petition to our postal address below, which may change from time to time, or send it through a notary.

In the application containing explanations about the right that you have as a personal data owner and that you have made and requested to use your rights mentioned above; If the subject you are requesting is clear and understandable, the subject you are requesting is related to your person or if you are acting on behalf of someone else, you must be specially authorized in this regard and this authorization must be documented and the application must include your identity and address information.

The foundation concludes the requests in the application, free of charge, as soon as possible and within thirty days at the latest (if there is no cost). However, if the transaction requires a separate cost, the fee in the tariff to be determined by the Personal Data Protection Board may be charged. If the answers to the applications exceed 10 (ten) pages, a transaction fee of 1.00 (one) TL will be charged for each page. If the answer is requested on the recording medium such as CD and flash memory, a fee will be charged according to the cost of the desired recording medium.

Data Responsible : Fussilet Kur’an-ı Anlama, Anlatma ve Yardım Vakfı
Post Address : Merkez Dist. Firuze Str. S-Block No:5 Flo:4th Apt: 79 P.C: 34406 Dap Vadisi, Kagithane / Istanbul
E-Mail address : info@fussiletvakfi.org

>